Avrupa Cemiyet Başkanlarıyla Röportajlar,  Röportajlar

Bal: “Cemiyet olarak hiçbir Suriyeli kardeşimize desteğimizi esirgemiyoruz”

Avrupa’daki kiliselerin başkanlarıyla yaptığımız röportajlara Stuttgart Rum Ortodoks Kilisesi Başkanı İbrahim Bal’la devam ediyoruz. İbrahim Bal, bize Almanya’daki cemaatlerin en eskilerinden biri olan Stuttgart cemiyeti hakkında genel bilgiler veriyor, cemaat içerisindeki dayanışmayı, Suriyeli mültecilerin göçüyle yaşanan entegrasyon sürecini ve pandemi sebebiyle ara verilen yeni kilise projesini aktarıyor.

Röportaj: Ferit Yuhanna Tekbaş

Kendini ve yöneticisi olduğun cemaatimizi okuyucularımıza tanıtır mısın? Ne kadar zamandır cemaat başkanlığını yürütüyorsun, kaç kişilik ve kaç haneli bir cemaatten bahsediyoruz?

Stuttgart Cemaat başkanı olarak Nehna’nın bana bu olanağı sunduğu için sizlere teşekkür eder ve başarılar dilerim. Ben 1957 Samandağ doğumluyum. İlkokulu orada tamamladım. Ortaokul, lise ve yüksek eğitimi Mersin’de tamamladıktan sonra Bitlis’te eğitmen olarak yedi yıl görev yaptım. 1983’te aile birleşmesiyle Almanya’ya göç ettim. Şu an üç çocuk ve dört torun sahibiyim. Stuttgart cemaatinin yönetim kurulunda 1983’ten beri bir şekilde çalışıyorum ama aktif olarak 2010’dan beri bu işlerle meşgulüm diyebilirim. 2016 senesinden beri de başkanlık yapıyorum. Cemaatimize mensup takriben 65 hanemiz mevcut. Üye sayısı da 240 civarında.

Bu eski kilisenin tarihini, yani ne zaman, kim tarafından ve kaç aile tarafından kurulduğunu değerli okurlarımıza anlatırsan çok seviniriz.

Türkiye’den Stuttgart’ta işçi olarak 1965’te gelen Antakyalı Rum Ortodokslar kendi inançlarını ve kültürlerini korumak amacıyla her hafta onu bir araya gelip toplanıyorlardı. Bu kendilerine yetmeyince aralarında nasıl ibadet yapılabilir diye araştırmaya başladılar. Bu araştırmalar sonucunda, 1970 ile 1975 arası gelen mülteci Rum Ortodokslarla beraber 1970’lerde cemiyetçiliği ve kiliseyi hayata geçirdiler. İlk ailelerimizin sayısı da takriben dokuz haneydi. Stuttgart cemiyeti, Butzbach ve Karlsruhe cemiyetleriyle birleşerek 1983’te ilk pederimizi Suriye’den getirttik ve ilk resmi kilise cemiyetini kurduk. Böylece, Vaftizci Yuhanna Rum Ortodoks Kilisesi olarak şu anda kullandığımız tüzüğü hayata geçirip ayinlerimize başladık.

Stuttgart cemaatinin Almanya’daki cemaatlerimizin en eskisi olduğunu ve üyelerinin yaklaşık 50 km uzaklıktaki farklı semtlerde ve yakın şehirlerde yaşamasına rağmen, bu cemaatin hayatta kalması ve işlev görmesi için çok çaba sarf edilmesi gerektiğini biliyoruz. Bunu bu cemaat uzun yıllar boyunca nasıl başardı?

Çok haklısın. Stuttgart cemiyetinin bir ucundan öbür ucuna 130 km uzaklıktaki bir cemaati bir arada tutması dediğin gibi çok zor. Bunu başarmanın ilk nedeni sevgi. İnsanların dinine, kültürüne ve çocuklarına belirli bir sevgi ve sosyallik dolu bir miras bırakma inancıyla el ele çalışarak bu cemiyeti bu hale getirmesidir. İkinci neden de Stuttgart cemiyetinin yönetiminin her kilise ayininden sonra salonda cemaatle bir araya gelmesi ve böylece ailelerin arasında sevgi temelli diyalog kurulmasıdır.

Şu anda kullanmakta olduğunuz kilise binasının ve mülkün size ait olduğunu biliyoruz. Kilise binası çok eski olmasına rağmen ayinler için yeterli görünüyor. Yeni bir kilise inşa etme projesi var mı veya bu düşünülüyor mu?

Tabii ki, dediğin gibi kilise binası ve ona ait olan takriben 1500 metrekarelik parsel 2002’de satın alındı. Şu an Almanya’daki cemiyetlerimiz arasında borcu olmayan tek cemiyetiz. Bunu da sevgili üyelerimize ve büyüklerimize borçluyuz. Şimdi ise yeni bir kilise inşaat projesi içindeyiz. Pandemi yüzünden yılda iki sefer yaptığımız genel cemiyet toplantılarını yapamıyoruz. Dolayısıyla bu inşaat projemiz de maalesef şimdilik askıda.

Stuttgart’taki Rum Ortodoks topluluğun kilise masraflarını finansal olarak kim karşılıyor, Alman devletinin veya Patrikhane’nin finans bakımından cemaatimize bir yardımı oluyor mu?

Senin de bildiğin gibi bazı sohbetlerimizde sık sık dile getiriyoruz. Biz hiçbir devletten, kurumdan ve patrikhanemizden yardım almıyoruz, kendi yağımızla kavruluyoruz. Cemiyetin tüm finansmanı bizim sevgili üyelerimizin sırtına yüklenmiştir. Aidatlar ve üyelerimizle birlikte düzenlediğimiz kermes ve etkinlikler sayesinde borçsuz durumdayız.

Suriye’deki savaştan bu yana birçok Ortodoks Hıristiyan’ın Almanya’ya yerleştiğini biliyoruz. Stuttgart cemaatimizde Suriyeli Ortodoks Hıristiyanlara çok yardım sağlandığını da biliyoruz ama şu an entegrasyon çalışmalar ne durumda ve Suriyeli Ortodoksların oranı ne kadar Stuttgart cemaatinde?

Savaştan bu yana Stuttgart cemiyetimiz olarak Stuttgart ve etrafındaki hiçbir Suriyeli kardeşimize desteğimizi esirgemiyoruz. İster devlet işlerinde ister diğer işlerde sonsuz destek sunuyoruz. Şimdi cemiyetimize mensup takriben 15 Suriyeli aile bulunmaktadır. Birçok Suriyeli üyemizin, ister etkinliklerimizde ister koromuzda ve diğer kilise faaliyetlerinde, diğer üyelerimiz gibi etkin bir şekilde çalışmalarını mümkün kılmaya çalışıyoruz.

Gelecekte cemaat ve kilise için yeni hedefleriniz nelerdir?

Daha evvel belirttiğim gibi, bu pandemi yüzünden gerçekleştiremediğimiz inşaat projemizi, çocuklarımızın dini eğitim etkinliklerini ve kadınlarımızın, büyüklerimizin ve gençlerimizin sosyal etkinliklerini tekrar hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Antakyalı Rum Ortodokslara dair ara ara gündeme gelen tartışma var. Bu cemaat Rum mudur? Arap mıdır? Süryaniler ise Süryani olduğunu iddia ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu tartışmalar sürekli yapılıyor. Benim özel görüşüm, cemiyetlerdeki ve toplumumuzdaki arkadaşlarımız, büyüklerimizden ve çevremizden duyduğuyla yetiniyor ve bunlar kendi fikirleriymiş gibi aktif tartışmalara katılıyorlar. Böyle tartışmalara girecek olan arkadaşların kendi araştırmalarını yapmalarını ve sonunda bazı kanıtlarla tartışmalara girmelerini dilerim. Ayrıca, bu tartışmaları insanın karakterini ve kişiliğini zedelemeden yapmalarını umut ederim. Şu şekilde özetlemeye çalışayım: “Biz Arap mıyız, Rum muyuz?” tartışması ciddi araştırmalar gerektiriyor. Bir toplum yaşadığı coğrafi konumda o dili konuşuyorsa, bu o uyrukta olduğu anlamına gelmez. Biz Arapça konuşsak da, bu Arap olduğumuzu ispat etmez.

Malum, Antakyalı Ortodokslar Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış durumdalar. Bugün anne-babalarından öğrendikleri Arapçayı da giderek daha az konuştuklarını görüyoruz. Stuttgart cemaati özelinde bu durum nasıl? Arapça ya da Türkçe konuşuyorlar mı? Arapça (ya da Türkçe) öğretmek gibi bir projeniz var mı?

Öyle bir proje üzerine defalarca çalıştık, fakat maalesef büyük bir başarıya ulaşamadık. Gençlerimiz sadece ailelerimizin evde konuştukları Türkçe ve Arapçayla yetiniyor. Yani gençlerimizin çoğu Arapça ve Türkçeyi anlıyor.

Buna bağlı olarak, ayinleri hangi dilde gerçekleştiriyorsunuz? Cemaatten bu anlamda “Türkçe, Almanca ya da Arapça olsun” gibi bir talep var mı?

Ayinlerimizin genel olarak büyük kısmı Arapça, İncil okuma kısmı da Arapça ve Almanca yapılmaktadır. Vaazlar ise Arapça ve gençlerimiz için simultane Almancaya çevriliyor.

Bu keyifli söyleşi için Nehna ve okuyucularımız adına sana çok teşekkür ediyorum. Eklemek istediklerin olur mu sayın başkan?

Daha evvel belirttiğim gibi Nehna’ya çok teşekkür ederim. Nehna gibi portallara toplumumuz çok ihtiyacı var. Gerekli akademik araştırmalarla bizi aydınlatmak, dünya üzerinde yaşayan Antakyalı Ortodoksların birliğini sağlamak ve aramızda iletişim kurmak gibi faaliyetlerde bulunmanız bizi çok sevindiriyor ve büyük bir kazanç sağlıyor. Bunun içinde size çok teşekkür ederiz.